YAŞAMIN KIYISINDA

YAŞAMIN KIYISINDA
SUNA YILMAZ

“ Siz aynanın karşısına geçtiğinizde ne hissediyorsunuz? Bizler her aynanın karşısına geçtiğimizde eridiğimizi hissediyoruz.” Bu Türkiye’deki F tipi cezaevlerinde kalan bir tutsağın radikal 2’ye gönderdiği bir yazıdan alıntı değil sadece; sessiz ölüm olarak tanımlanmaya çalışılan “tecrit” denilen şeyin ne olabileceğini bize gösteriyor. Ölümün bildik görünür halinin( dışsal fiziksel yıkımın) dünyadaki tecrit uygulamalarıyla birlikte gölge halini aldığını düşünsek de, aslında cezaevlerinden çıkışta hayalet gibi dünyayla iletişimde bulunan insanları görünce tecride neden “sessiz ölüm” dendiğini anlamaya başlıyoruz.
Bu çalışma cezaevlerinde yaşatılan “tecrit”i; Türkiye’de uzun yıllar cezaevinde kalmış ve F Tipi cezaevlerinin ilk yıllarından beride tecridi oralarda yaşamış birinin dilinden sosyalbilime aktarımını hedeflemektedir. Geçen yıl Kırıklar-İzmir F tipi cezaevinden tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen Ayhan Güneş’le yaptığımız görüşme sonucunda bu yazı ortaya çıkmıştır. Ayhan toplam 9,9.5 yıllk cezaevi serüveni içerisinde bize deneyimleriyle tanıklık edecektir. Ayrıca “tecrit” politikasının dünyanın farklı cezaevlerinde nasıl işletildiğine dair örnekler verilerek, M. Foucault’un Hapishanenin Doğuşu adlı kitabındaki bedenin iktidarın bir nesnesi haline getirilerek “bilinebilirliği” üzerinden nasıl kontrol altına alınabileceğine dair oluşturulan mekanizmalardan yola çıkarak Türkiye’deki Avrupa standartlarına uydurulmaya çalışılan ölüm üreten hapishanelerinden bahsedilecektir.
Devamı »

TEKRARSIZLIK EŞİĞİ

SERDAR İNCE

Ölümün tek iyiliği bir daha olmayacak olmasıdır’

Böyle diyor Nietzsche. Ölümü bir acı çekme haliyle öncülleriz çoğu kere ölüm üzerine daldığımız düşüncelerde, ölümü getiren acının, düşüncesi bile korkutucudur ve acının doğası gereği o anda çektiğimiz acıdan başka biz hiç bir şeyizdir. Acıdan sonra ölümle gelen var olmama biçimleri üzerine düşünmektense bu anda hissedeceğimiz o güçlü duyu kasılması zihnimizde ölüm düşüncesiyle ilgili sonuçları gölgeler. İşte bu yüzden ölümle ilgili zihnimizde beliren kaygılar korkular ve şüpheler aslında bir bütün olarak ölüm olgusundan çok ölümün biçimleri üzerinedir.
Devamı »